|
Bundan 10 -15 yıl öncesine kadar varis cerrahların
pek itibar etmedikleri bir
hastalıktı.
Ciddiye alınmaz,
tedavisi, mümkün olduğunda asistan ve yardımcılarına
bırakılan ameliyatlardı.
Çirkin görüntüleriyle ve sebep oldukları ağrı, kramp,
kaşıntı, renk değişiklikleri,
bazen kanama ve yaralarla
yaşam coşkusunu yok eden, utanma ve gizlenme
nedeniyle sosyal temaslara ve
modern ve zevkli giyime fantazi_.htm
kısıtlanma getiren,
sağlığı pek tehdit etmeyen ancak
diğer açılardan yaşamı çekilmez hale getiren
bu hastalık, yıllarca eksik veya
yanlış tedavi edildi.
1997 yılından bu yana, doğru yaklaşımlarla ve
yeni ameliyat yöntemleriyle akıl almaz sonuçlar
elde edilince varis tedavisinin yıldızı parladı.
Bununla birlikte gene aynı dönemlerde Türkiyemizde
tıp sektörü, özel sağlık sigortalarının da devreye
girmesiyle önemli bir pazar olma yolundaydı.
Her toplumda yaygın olarak görülen (%20-40), kolay
tedavi edilen ve en kötü komplikasyonu eksik veya yanlış
tedavi olan varis, giderek tıbbi araç üreticilerinin ve her
kesimden doktorun "ilgisini" çeken bir pasta oldu.
Başlangıçta sadece konuyla ilgilenen cerrahi branşların
tekelinde olan varis tedavisi, önce Dermatoloji, daha sonra
da diğer cerrahi branşların da el atmasıyla karmaşık bir hal aldı.
Yarışta (pazarda ) öne çıkmak için bir çok yeni yötem,
araç-gereç ve fantezi ürünler piyasada yerini almaya başladı.
Bunların bir kısmı yavaş yavaş ortamdan silinirken diğerleri
de önümüzdeki yıllarda olumsuz sonuçları açıklanmaya başlayınca,
terk edilen aletler bölümünde yerlerini alacaklar.
Dermatologlar varis hastalarını cerrahlara kaptırmamak
için çok güçlü
sloganları olan (Lokal anestezi ile "Ameliyatsız"
varis tedavisi)
ofis-muayenehane yöntemleri geliştirdiler.
Bunların birincisi VNUS. Bir başka havalı ismi de
Radyofrekans EndoVasküler varis
tedavisi.
(Cerrahide
yaygın olarak kullanılan radyofrekans hepimizin bildiği
koter den başka birşey değildir. Cildiyede de bazı ben
ve siğilleri
yok etmede
kullanılır). Bu yöntemde diz veya
ayak bileği hizasında
safen damarı ultrason
yardımıyla
bulunur, damarın içine girilerek,
ucunda 5 adet koter
teması sağlayan
kateter kasığa kadar uzatılır.
Damarın başladığı noktadan 1 cm aşağıdan koter çalıştırılarak
dakikada 5 cm hızında
geri çekilir. Bu yöntemle sağlam olan
safen damarı (Doppler ultrasonda kaçağı olduğu gösterilmiştir)*
boylu boyunca
koterize
edilerek yakılır. (Varisli Safen damarının
içinden çok büklümlü
olduğu için
kateter geçmez veya çok zor geçer).
Yöntem sırasında safen
damarının etrafına
uygulanan
TUMESAN lokal anestezi ile ağrı duyulması
ve işlem
sırasında cildin
yanması önlenir. Peki, bu yötemde,
sağlam safen
dışındaki varisli damarlara ne
yapılır?
köpük tedavisi ile skleroterapi, veya lokal anestezi
ile varikoz pake
çıkartılması.
Bu yöntemin ciddi pazar bulmasının ardından aynı
biçimde uygulanan
ve aynı
sonuçları sağlayan ancak
SİHİRLİ kelimeyi (Lazer) içeren kardeşi
(VNUS
yönteminin
de yıldızı sönmeye başlamıştı) geliştirildi: EVLT
(EnvoVaskulerLaserTreatment).
Bu yöntemde de koter
kateteri yeine
ışığı geçiren, üzeri kaplı ucu acık kateter
aynı biçimde safen damarı içine
yerleştirilmekte ve 50-60
Watt gücünde laser
çalıştırılarak geri çekilmekte.
Şu sıralar
çok "güncel" olan bu yöntemin
pazarlama gücü o kadar
yüksek ki,
aynı TRIVEX olayında olduğu gibi hastaneler,
doktorlar Almanya ve Çinde
üretilen bu cihazları tedavi
yelpazeleri içinde
sunmak zorundalar. Cerrahlar
da bu
güçlü pazarlama araçlara karşı çıkmak yerine,
bu akımı
kullanmanın
daha akıllıca olduğunu farkederek bu yöntemleri
öğrenme
yoluna gittiler.
Daha evvelce varisle hiç ilgilenmemiş
koroner ve pediatrik kalp
cerrahları,
genel cerrahlar bile
kolay ve karlı lokma görünen varis pazarına bu
cihazla
girmeye çalışmaktalar. Bu yöntemle yapılan çalışma ve
araştırmalar
Trivex
olayında olduğu gibi tıbbi literatürün
saygın dergilerinde yer almakta.
Karşılaştırmalı ciddi araştırmalarda cerrahi girişimlere
üstünlüğü olmadığı
ve bazı açılardan daha olumsuz olduğu
gösterilen bu yöntemler, toplumda Lazer,
Endovasküler,
Radyofrekans gibi teknolojik üstünlük hissi uyandıran sükseli
kelimelerle
popülerlik kazandı.
Bütün bunlarla kıyaslandığında AMELİYAT-Cerrahi-Narkoz
kelimeleri de bir o kadar korku ve çekimserlik yaramakta.
Gerçekleri karşılaştırdığımızda mikrocerrahi yöntemlerle
yapılan tedavilerde bu yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar
estetik, kalıcı, sağlam damarları koryucu
sonuçlar elde ediliyor.
Özellikle varisli damarların tamamının çıkartılması
konusunda
rakipsiz. Girişim süresi, aynı miktarda varisi olan hastalarda
daha
kısa. Ameliyat olan her hasta
aynı gün evine çıkabiliyor
ve ertesi günü işne gidebiliyor.
Ameliyat sonrası dönemde
ağrı yok,
haftalarca cilt altında ele gelen sertlikler
yok ve ciltte kalıcı olarak
oluşabilecek
lekeler oluşmuyor. Kateter ve lazer geçigen
malzemenin pahalılığı nedeniyle,
ameliyat
çoğu zaman
daha az maliyetli oluyor.
Düzgün yapılan "Safen koruyucu" ameliyatların sonucu ile Laser
sonuçları karşılaştırılamacak kadar iyidir. Laser sadece pazarlama
gücü daha yuksek bir yöntem, kanımca bundan 3-4 sene sonra
aynı Trivex yöntemi gibi terk edilecek. Belki tekrarlama ve kötü
sonuçları daha önce
ortaya
çıkacağı için daha önce de terk edilebilir.
Hastanemizde ve bağlı
bulunduğu kurumlarda
bu yöntemleri kullanan
cerrahlarımız var.
EVLT ve VNUS serifikam olmasına rağmen
büyük varislerde
mikrokesi-avulsiyon ve yalnızca ince kapiller
varislerde skleroterapi ve dişardan
laser yöntemlerini kullanmaktayım.
ELVT, VNUS ve benzeri yöntemleri tercih eden hastalar olabilir.
Bu hastalar
için:
 | Her hastada YENI (kullanılmamış ) bir kateter kullanılmasının |
 | Varisli damarların TAMAMININ giderileceğinin |
 | Sonuçların belli koşullarla kalıcı olacağının |
güvence ve garantisin ısrarla araştırılmasını samimiyetle öneririm.
* Doppler-ultrasonda kaçak gösterilmesine rağmen, hiç bir deformasyon
veya fonksiyonel bozukluk göstermeyen Safen damarını, 'hastalıklı damar'
olarak görmüyorum ve kendi hastalarımda bu damarı koruyorum. 700ü aşkın
hasta gurubumda bu nitelikte olup korunmuş damarlar nedeniyle 5 yılda
%2den az oranda sorun yaşandı. Klasik yöntemle veya safenin kapatılmasıyla
yapılan girişimlerde nüks oranı %20 cıvarında (10 kat daha fazla) bildiriliyor.
|