ULAŞIM Bilgileri          

Varis (Home)
Varis Nedir
Neden Olur
Ne Yapabiliriz
    Skleroterapi
    Phototerapi
Tedavi Zamanı
Ameliyat
    Anestezi
    Klasik Yöntem
    Yeni Yaklaşım
Yeni Teknikler
    Trivex
    ELVES-ELVT
    VNUS
    Köpük
Sonuçlarımız
    Önce-Sonra 1
    Önce-Sonra 2
    Önce-Sonra 3
    Önce-Sonra 4
Komplikasyonlar
    Varis Kanaması
SSS-FAQ
 
BASINDA
 
Hastalarımız ne diyorlar?
   
Linkler
Arama
Sorularınız
İçindekiler
Tarihçe

Tarihçe

Toplardamar  hastalıkları ve  bunlara  bağlı  olan problemler aslında  düşünüldüğü  kadar  yeni  değildir. Varisler asırlar  boyu  insanoğluna  baş  belası olmuşlardır. Eski zamanlarda  başarısızıkla  sonuçlanan  tedavi girişimleri sonucu  tanrıların da  yardıma  çağrılmasına  ihtiyaç  duyulmuştur.  Örneğin MÖ.400  yıllarında Yunan tanrılarından Asklepios'a (sağlık ve tıp tanrısı)  adanan tapınakta  ilerlemiş varisleri tanımlayan mermer paneller bulunmaktadır.  Daha eski çağlara ait Mısır papiruslerinde bacaklardaki ven hastalıklarına ve bunların tedavilerine ait notlar bulunmuştur.  İsa'nın doğumundan önceki çağlarda aralarında Hippokrates'in de (MÖ 460-377) bulunduğu birçok tıp adamı tarafından varis tanımlanmış ve çeşitli tedavi yöntemleri tarif edilmiştir.(*)

MS 1 yüzyılda  Celsus, daha sonra Galen (MS 129-199)  Fars Halil Abbas (994),  16yy da Fallapio varisli damarları tanımlamışlar,  Paracelius ilk kez  yunanca büklümlü ve  genişlemiş anlamına gelen VARIS terimini kullanmıştır.

Kan dolaşımı 19 yy. bulunmuş ve damar hastalıkalrı ile ilgili güncel bilgiler Virchow, Perthes ve Trendelendburg tarafından Tıp bilimine sunulduktan sonra, bu alandaki gerçek gelişme ve tedaviler başlamıştır

 Bundan 10 -15 yıl öncesine kadar varis cerrahların
pek  itibar etmedikleri bir hastalıktı. Ciddiye alınmaz,
tedavisi, mümkün olduğunda asistan ve yardımcılarına
bırakılan ameliyatlardı.

    Çirkin görüntüleriyle ve sebep oldukları ağrı, kramp,
kaşıntı, renk değişiklikleri, bazen kanama  ve yaralarla 
yaşam coşkusunu yok eden, utanma ve gizlenme
nedeniyle sosyal temaslara ve modern ve zevkli giyime
kısıtlanma getiren, sağlığı pek tehdit etmeyen ancak
diğer açılardan yaşamı çekilmez hale getiren
bu hastalık, yıllarca eksik veya yanlış tedavi edildi. 

1997 yılından bu yana, doğru yaklaşımlarla ve yeni ameliyat yöntemleriyle akıl almaz sonuçlar elde edilince varis tedavisinin yıldızı parladı. Bununla birlikte gene aynı dönemlerde Türkiyemizde tıp sektörü, özel sağlık sigortalarının da devreye girmesiyle önemli bir pazar olma yolundaydı. Her toplumda yaygın olarak görülen (%20-40), kolay tedavi edilen ve en kötü komplikasyonu eksik veya yanlış tedavi olan varis, giderek tıbbi araç üreticilerinin ve her kesimden doktorun "ilgisini" çeken bir pasta oldu. Başlangıçta sadece konuyla ilgilenen cerrahi branşların tekelinde olan varis tedavisi, önce Dermatoloji, daha sonra da diğer cerrahi branşların da el atmasıyla karmaşık bir hal aldı. Yarışta (pazarda ) öne çıkmak için bir çok yeni yötem, araç-gereç ve fantezi ürünler piyasada yerini almaya başladı. Bunların bir kısmı yavaş yavaş ortamdan silinirken diğerleri de önümüzdeki yıllarda olumsuz sonuçları açıklanmaya başlayınca, terk edilen aletler bölümünde yerlerini alacaklar.

    Dermatologlar varis hastalarını cerrahlara kaptırmamak
için çok güçlü sloganları olan (Lokal anestezi ile "Ameliyatsız"
varis tedavisi) ofis-muayenehane yöntemleri geliştirdiler.


    Bunların birincisi VNUS. Bir başka havalı ismi de
Radyofrekans EndoVasküler varis tedavisi. (Cerrahide
yaygın olarak kullanılan radyofrekans hepimizin bildiği
koter den başka birşey değildir. Cildiyede de bazı ben
ve siğilleri yok etmede kullanılır). Bu yöntemde diz veya
ayak bileği hizasında safen damarı ultrason yardımıyla
bulunur, damarın içine girilerek, ucunda 5 adet koter
teması sağlayan kateter kasığa kadar uzatılır.
Damarın başladığı noktadan 1 cm aşağıdan koter çalıştırılarak
dakikada 5 cm hızında geri çekilir. Bu yöntemle sağlam olan
safen damarı (Doppler ultrasonda kaçağı olduğu gösterilmiştir)*
boylu boyunca koterize edilerek yakılır. (Varisli Safen damarının
içinden çok büklümlü olduğu için kateter geçmez veya çok zor geçer).
Yöntem sırasında safen damarının etrafına uygulanan
TUMESAN lokal anestezi ile ağrı duyulması ve işlem
sırasında cildin yanması önlenir. Peki, bu yötemde,
sağlam safen dışındaki varisli damarlara ne yapılır?
köpük tedavisi ile skleroterapi, veya lokal anestezi
ile varikoz pake çıkartılması.

    Bu yöntemin ciddi pazar bulmasının ardından aynı
biçimde uygulanan ve aynı sonuçları sağlayan ancak
SİHİRLİ kelimeyi (Lazer) içeren kardeşi (VNUS yönteminin
de yıldızı sönmeye başlamıştı) geliştirildi: EVLT 
(EnvoVaskulerLaserTreatment). Bu yöntemde de koter
kateteri yeine ışığı geçiren, üzeri kaplı ucu acık kateter
aynı biçimde safen damarı içine yerleştirilmekte ve 50-60
Watt gücünde laser çalıştırılarak geri çekilmekte. Şu sıralar
çok "güncel" olan bu yöntemin pazarlama gücü o kadar
yüksek ki, aynı TRIVEX olayında olduğu gibi hastaneler,
doktorlar Almanya ve Çinde üretilen bu cihazları tedavi
yelpazeleri içinde sunmak zorundalar. Cerrahlar da bu
güçlü pazarlama araçlara karşı çıkmak yerine, bu akımı
kullanmanın daha akıllıca olduğunu farkederek bu yöntemleri
öğrenme yoluna gittiler. Daha evvelce varisle hiç ilgilenmemiş
koroner ve pediatrik kalp cerrahları, genel cerrahlar bile
kolay ve karlı lokma görünen varis pazarına bu cihazla
girmeye çalışmaktalar. Bu yöntemle yapılan çalışma ve
araştırmalar Trivex olayında olduğu gibi tıbbi literatürün
saygın dergilerinde yer almakta.

    Karşılaştırmalı ciddi araştırmalarda cerrahi girişimlere
üstünlüğü olmadığı ve bazı açılardan daha olumsuz olduğu
gösterilen bu yöntemler, toplumda Lazer, Endovasküler,
Radyofrekans gibi teknolojik üstünlük hissi uyandıran sükseli
kelimelerle popülerlik kazandı.

    Bütün bunlarla kıyaslandığında AMELİYAT-Cerrahi-Narkoz
kelimeleri de bir o kadar korku ve çekimserlik yaramakta.

    Gerçekleri karşılaştırdığımızda mikrocerrahi yöntemlerle
yapılan tedavilerde bu yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar
estetik, kalıcı, sağlam damarları koryucu sonuçlar elde ediliyor.
Özellikle varisli damarların tamamının çıkartılması konusunda
rakipsiz. Girişim süresi, aynı miktarda varisi olan hastalarda
daha kısa. Ameliyat olan  her hasta aynı gün evine çıkabiliyor
ve ertesi günü işne gidebiliyor. Ameliyat sonrası dönemde ağrı yok,
haftalarca cilt altında ele gelen sertlikler yok ve ciltte kalıcı olarak
oluşabilecek lekeler oluşmuyor. Kateter ve lazer geçigen
malzemenin pahalılığı nedeniyle, ameliyat çoğu zaman
daha az maliyetli oluyor.

    Düzgün yapılan "Safen koruyucu" ameliyatların sonucu ile Laser
sonuçları  karşılaştırılamacak kadar iyidir. Laser sadece pazarlama
gücü daha yuksek bir yöntem, kanımca bundan 3-4 sene sonra
aynı Trivex yöntemi gibi terk edilecek. Belki tekrarlama ve kötü
sonuçları daha önce ortaya çıkacağı için daha önce de terk edilebilir.
Hastanemizde ve bağlı bulunduğu kurumlarda bu yöntemleri kullanan
cerrahlarımız var. 

   EVLT ve VNUS serifikam olmasına rağmen
büyük varislerde mikrokesi-avulsiyon ve yalnızca ince kapiller
varislerde skleroterapi ve dişardan laser yöntemlerini kullanmaktayım.

ELVT, VNUS ve benzeri yöntemleri tercih eden hastalar olabilir.
Bu hastalar için:

bulletHer hastada YENI (kullanılmamış ) bir kateter kullanılmasının
bulletVarisli damarların TAMAMININ giderileceğinin
bulletSonuçların belli koşullarla kalıcı olacağının

             güvence ve garantisin ısrarla araştırılmasını  samimiyetle öneririm.

 

* Doppler-ultrasonda kaçak gösterilmesine rağmen, hiç bir deformasyon
veya fonksiyonel bozukluk göstermeyen Safen damarını, 'hastalıklı damar'
olarak görmüyorum ve kendi hastalarımda bu damarı koruyorum. 700ü aşkın
hasta gurubumda bu nitelikte olup korunmuş damarlar nedeniyle  5 yılda
%2den az oranda sorun yaşandı. Klasik yöntemle veya safenin kapatılmasıyla
yapılan girişimlerde nüks oranı %20 cıvarında (10 kat daha fazla) bildiriliyor.

 

 

 

 

 

 

geri.gif (913 bytes)ana-home.gif (925 bytes)ileri.gif (913 bytes)

Bu sayfayla ilgili sorularınız veya önerileriniz için Dr. Emir@varis.org adresine yazınız
Son güncelleme tarihi: 11/08/08

Adres-Tel

© Copyright Dr. Emir Yusuf 2002 Her hakkı saklıdır. - Sezai Selek Sokak No:10 Kat 1 Nişantaşı/İstanbul Tel: +90-212-296 8992-04, Fax: +90-212 296 8995 | Yasal Uyarı